Sivas’ın sorunu yoksa bu mudur?

Yolunda giden şeylerin takdiri zaten birçok yerde yapıldığı hatta abartılarak yapıldığı için bazı yerlerde de yolunda gitmeyen şeyler ortaya konmalı ve çözüm için vara tavsiyeler getirilmeli diye düşünüyorum. Yaman şekilde yapmış olduğumuz bilimsel hakemliklerin bunda etkisi var mıdır bilemiyorum fakat yazılım mühendisliği süreçlerinde kalite için de hata bulmak birinci sırada yer alıyor. Demek ki daha kaliteli bir sistem veya daha iyi bir yaşam için var olan hataları bulmak elzem derecesinde önemli.

Delinin zoruna bak demeden ne olur bir sefer de dinlemeyi ve yazıyı sonuna kadar okumayı deneyin. Ne geldiyse başımıza okumamaktan gelmedi mi. Biraz da okumayı deneyelim. Hatta bizim gibi amatör yazarları bile okumayı deneyin ve olur ki bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterdiği gibi belki bizler de bir iki doğru kelam etmiş olabiliriz.

Sorun ne diyorduk değil mi? Hatta öyle demiyorduk Sivas’ın sorunu nedir diyorduk. Sorun çok olduğuna göre biraz daha derinlere inerek ya sorunlardan birini ya da sorunların anası olan konuyu konuşmamız lazım sizlerle. Sorun bence Sivas gibi çok gelişmemiş yerlerde herkesin kendini haklı sanmasından başka bir şey de değil. Herkes kendini alanı olsun olmasın her konuda yeterli, yetkin, üstat zannettiği için bir şeyler düzelmiyor bu şehirde. “Oldum demek öldüm demek” derler. Sivaslı bu sözü çok dillendirmese de zihni öyle çalışıyor. Kimle konuşursanız konuşun her konuya bir hâkimler bir hâkimler. Ama işin aslına bakarsanız belki de önemli bir kısmı bazı konuları bilmediğini dahi bilmiyor. Sözüm bilginin ışığını yakalamış, en azından bilmediğini bilenlere ve bildiğini bilenlere değil sözüm bilmediğini bilmeyerek veya bilmediğini bildiği halde ortama bilgiler saçan ateş böceklerine. Çünkü onların ışığı sadece o kadar ışıtıyor belki de daha az.

Sorun az da olsa anlaşıldığına göre çözüm nedir bir de ona bakmaya çalışalım. Çözüm tam da şu güzel söz de gizli “bin bilsen de bir bilene danış”. Bildiğin bir konuysa bile başka bir bilenden o konunun onayını al güzel kardeşim. Bilmediğin bir konuysa da şunu hatırla “insanın başına ne gelirse bilmediği şeylerden gelir”. Belki de okuyucu şunu düşünüyor insan bilmediği bir konuda başkasına danışmaz mı? Eğer kendinizi Kaf dağında filan zannetmeyen normal bir insan iseniz evet fakat Kaf dağını tam tepesinde kendinizi görüyorsanız danışmaya ne ihtiyacınız var değil mi ama (!). Zaman zaman ifade etmeye çalıştığım bir söz var “öğrenci olmak öğretmen olmaktan iyidir bu sayede kendinizi daha fazla geliştirirsiniz”. Gerçekten de öyle değil mi. Ortalık öğrenciden geçilmese inanın onlara öğretmen bulunur da herkes kendini öğretmen ve bilge kişi zannedince sorun çözülemiyor.

İhtiyacımız olan şey danışma ve istişaredir. Başka bir ihtiyacımız ise liyakattir. Belki gelişmesini tamamlamış memleketler bu konulardan feragat edebilir ama Sivas gibi şehirlerde bu lüksümüz yoktur. Kim kimi bulacak ve bu toplantılar nasıl olacak derseniz madenciler madeni bulacak ve işletecek. Hiçbir maden yürüyerek madencinin ayağına gitmez…

Yorumlar