Ana içeriğe atla

Bir Cuma sabahı Gürün Halk Pazarında

Zihnimi zorladım en son ne zaman pazara sabahın köründe gitmiştim diye, fakat aklıma bile gelmedi. Çünkü ne ben ne de ailemden birileri yoğun olarak pazara bir ürün götürüp de satmaya çalışmadık. Belki de bazı denemelerimizin başarısız olması nedeniyle böyle bir yolu tercih ettik. Belki de ürettiklerimizin çoğunu tükettiğimiz için gerek kalmadı pazara gitmeye fakat herkes böyle değildi. Sabahın köründe amcalarımın birçoğu Gürün’e eskiden de giderdi hala da giderler.

Güneş say dağına çalmaya başladığında yolculuk başlardı traktörün köyümüze gelişinden sonra. Daha önceleri daha erken, sahur vakti gibi çıktıklarını anlatır büyüklerimiz. Her ne kadar tarım için uygun olmasa da coğrafyamız yokluğun gözü kör olsun para edebilecek ne varsa insanlar Gürün’ün çoğu zaman çok da şen olmayan pazarına götürür ve nasiplerini ararlar. Daha önce trafiği aksatmayan herhangi bir yere kurulan Pazar, Gürün belediyesinin son yıllarda yaptığı çalışmalarının bir sonucu olarak belli bir yerde kurulmaya başlanmış. Son Pazar maceramız da bu yeni Pazar yerine bir şeyler götürmekle vuku buldu.

Yoğun çabalar ile bir miktar kayısı kurusu yapan amcam o sabah Gürün’de nasip aramaya niyetlendi. Ben de onu Gürün’e götürmek için kolları sıvadım ve saat 06.30 gibi Cuma sabahı yola çıktık. Gürün’e vardığımızda saat 06.45 olmasına rağmen pazara gelmiş birilerini gördük. Bir sütunun dibine kayısı torbalarını yerleştirmeye çalışırken köyümüzden birileri sorup sual etmeye başladı, “ne getirdin Nurettin emmi”, “kayısı kurusu için erken değil mi” ve “akşama herhalde geri götürürüz kayısı kurularını” v.s. Pazara ürün getiren köylülerimizde daha sabahın köründe bir ümitsizlik, baştan yenik başlanmış bir maçı andırıyordu. Sanki akşama kadar orada bulunup da ürününü satamamış gibi insanlar daha ilk yarım saatte ümitsiz bir tonda konuşuyordu.

Saat 07.15 gibi kasabamızın yakın köylerinden Tepecikli çiftçiler gelmeye başladı. Bir zamanlar kasabamız insanının yaptığı ne kadar tarımsal faaliyet varsa Tepecikliler onu bizden iyi yapmaya başlamışlar. Kendi aralarında teşkilatmışlar da. Ürünlerini teşhirden müşteriye yaklaşıma hatta müşterilerin onlara yaklaşımına kadar gerçekten adamlar işi iyi yapıyorlar. Bizim az önce ümitsiz konuştuklarından bahsettiğim büyüklerimiz ise içten içe “bu adamlar bu işi biliyor” gibi ümitsizliği körükleyen cümleler akıp gidiyor. Bu arada gerçekten tuhaf bir durum Gürün’ün en önemli müşterileri olan Sivas’tan gelen tüccarlar gidip gidip onların malına müşteri oluyor, bizim köylülerin malına bakmıyorlar bile. Bir teşkilatın kokuları bütün Pazar yerini kaplamış gibi. Telin ise teşkilatsızlığına yansın…

Aradan dakikalar geçiyor, Sivaslı tüccarlardan başka bu sefer gurbetçiler dalıyor pazara. Onlar özellikle organik ürünlere yöneliyor, salatalık, domates v.s. ne bulurlarsa almaya çalışıyorlar. O sırada telin domatesi alıcı buluyor. Her çeşit olumsuzluğa rağmen görüyorum ki ürün iyi olunca müşteri bulabiliyor. Ürünün iyiliği kadar reklamının da önemini tekrar kavrıyorum. Telin’den elma getirenlerde var ve onların da müşterisi var. Dut pekmezleri sıra sıra dizilmiş bizimkiler önünde ama işin açığı belki de fiyattan dolayı pek bakan yok. Pazar’da müşterinin patron gibi gezişi beni etkiliyor ve her hafta marketlere verdiğim paraları düşünüyor ve o paralarla pazarda tüccar gibi değer bulabileceğimi fark ediyorum. Gerçekten de market kültürü yüzünden ne kadar da boşlamışız pazarları, halbuki marketlerde olmayan doğallık buralarda. Kendi kendime kızıyorum ve bir dahakine diyorum, en azından Gürün’de bulunduğum süre boyunca gelip buradan alışveriş yapmalıyım. Buradan herkese de seslenmek istiyorum Pazar yerinin canlanması, Gürün’lü üreticilerin desteklenmesi için bizlerin alışverişi çok önemli, lütfen hassasiyet gösterelim.

Kendimce tespitlerimi yaptıktan sonra ayrılıyorum Pazar yerinden. Öğleden sonra işitiyorum ki amcam götürdüğü güzelim kayısı kurularını 2 lira gibi çok düşük bir rakamdan vermiş. Müşteriyi kendi çağırarak vermiş galiba. Zaten gel al deyince değer düşüyor. Diğerleri ne kadara vermiş derseniz; toplu verenler 4 liradan, perakende verenler ise 6-7 liradan satmışlar kayısı kurusunu. O fiyata müşteri bulamayan ise haftaya satılmak üzere evine geri götürmüş. Dut kurularının iyisi 5-6 lira, daha az kaliteli olanı 4 liradan alıcı bulmuş. Yerli domates 1,5 lira, yerli salata 2 lira, yerli fasulye 2 lira. Ve diğerleri uzayıp gidiyor bu liste. Tamamı organik olan bu ürünler gerçekten çok ucuz memlekette.

Yaklaşan belediye başkanlığı seçimlerini düşünüyorum, kaymakamlığın gayretli çalışmalarını görüyorum ve diyorum ki üretici üretmekten tamamen vazgeçmeden lütfen üreticiye yardım eli uzatın. Kampanya yapın, gelecek dönem çalışma takviminize mutlaka üreticileri de alın, Pazar yerini daha büyütün ve destekleyin. Tonlarca dinlenme tesisimiz var oralarda yerli ürünlerin tüketimi teşvik edin. Alıcısı olduktan sonra ürünleri üreten olacaktır. Her geçen gün emekli olup dönenlerin sayısı artarken lütfen bu konuda bir şeyler yapın. Vatandaş da bu konuda duyarlı olmalı. Üreticiyi en iyi kim destekleyecekse partisine bakmadan bu seçimde onu desteklemeli inşallah.

Kendi penceremden Gürün’deki üreticinin özellikle de kasabamız üreticisinin sorunları anlatmaya çalıştım, lütfen daha duyarlı olalım hepimiz.

Sağlıcakla kalın efendim…

Hidayet Takcı

Gürün, 2 Ağustos 2013 Cuma 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil GÜRÜN

GÜRÜN Evvel bahar yaz ayları gelince
Açılır bahçede gülü GÜRÜNÜN
Hava bulanıpta yağmur yağınca
Her dereden çağlar seli GÜRÜN'ÜN.

Bülbül öter bahçesinde bağında
Boz koyunlar otlar yüce dağında
Lale sümbül kokar taze yağında
Ne güzel yayladır ili GÜRÜN'ÜN.

LAYİKİ söylüyor gürünün halin
Üst yanı incesu alt yanı telin
Hanım kızlar giyer ceketin şalın
İlden ile gider şanı GÜRÜN'ÜN 

MEHMET SEZAİ ALPAY





YEŞİL GÜRÜN Gürün"ün M.Ö. 2000 yıllarından daha evvel Hititler zamanında TEGEREMA adıyla anıldığını Şemsettin GÜNALTAY"ın eserlerinden biliyoruz. Gürün M.Ö. 63 yıllarında Bütün Anadolu ile birlikte Roma daha sonra da Bizans hakimiyetine girmiştir. Türklerin Anadolu hakimiyetiyle birlikte Gürün sırasıyla, Türkmenler, Oğuz Türkleri ve Yıldırım Beyazıt zamanında da Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 1830 yılında Subaşılık olan Gürün 1845 yılında Bucak, 1862 yılında da ilçe olmuştur. 
Coğrafi Konumu Gürün İlçesi Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu’nun kesiştiği önemli bir kavşak olup…

Sivas Fotoğrafları

Tarihi bir Sivas fotoğrafı

Zenginlikleriyle Sivasımız Lale, sümbül, mor menekşe ne de yakışır Sivas'a
Cumhuriyet'in temelleri Sivas'ta atıldı. (4 eylül kongre binası)
Sivas'ın büyüklüğüne yakışır bir takım SİVASSPOR

Resimler Sivas'ı anlatıyor.
Çifte Minareli Medrese (Selçuklu mimarisinin önemli örneklerinden birisi)

Şifalı balıklar, dünyada bir eşi var, oraya da balıklar Sivas'tan gitmiş.
Doğal Turkuaz renkli, dünya güzel GÖKPINAR gölümüz.

Eğri Köprü, doğrusu yapılamadığı için değil, bir amaca binaen böyle yapılmış.
Anadolu Aslanı veya namı diğer Kangal Köpeğimiz (Bizim köpeğimiz bile akıllı)
Sivas'ın gözbebeği CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ, 30.000'in üzerinde öğrencisi, 1.000'den fazla öğretim elemanı ile Sivas'ı her zaman daha ileriye taşıyacak kapasitede bir okul.
Her tarafından tarih fışkıran bir şehir Sivas
Şehirle özdeşleşmiş bir firma SİVAS TUR

Bu da uydu görüntüsü
Geceleyin Sivas
4 Eylül Sivas için Çok Önemli...
Çevre düzenlemesi her geçen gü…

Sivas'ı SİVASIN ÇOCUKLARI İLE BÜYÜTMEK

Hayata bakışım romantik değil gerçekçi olmuştur hep. Bununla birlikte bilirim ki gerçekçi olmak ile kötümser olmak karıştırılmaması gereken iki önemli olgudur. Evet, Sivas için de düşüncelerim böyle, romantik değilim ve umutlu bir gerçekçilikle bakıyorum Sivas’a. Kim ne derse desin umudum var bu şehirle ilgili. Umut sadece fakirin ekmeği değil bizim de can simidimiz Sivas için ve o umut hiç sönmeyecek inşallah.
1991 yılında bu şehirden ayrılırken de Sivas’tan ümitliydim, en azından bir gün dönmek adına. 1997 yılında mezun olup da çalışmak isterken de, 2002 yılında bir daha denerken de ve 2007 yılında... Derken 2011 yılında geri dönebildim ümidimin hiç bitmediği bu şehre. Sivas’tan ümidim olmasa hiç döner miydim hem de ülkemizin en iyi üniversitelerinden birini bırakarak.
Sevgili gençler ve değerli aileleri. Yine bir tercih dönemi yaklaşıyor. Sivas’ın zeki evlatları sizler yine Allah’ın izniyle çok yüksek puanlar alacak ve yine güzel yerleri tercih edeceksiniz muhakkak. Belki de ülke…