Ana içeriğe atla

Sivas'ta Bahar

Çetin geçen bir kışın ardından bir bahar daha geldi alına, salına ve nazlana nazlana. Baharın geleceğine cami avlusunda ötüşen kuşları ilk gördüğümüzde de inanmıştık ama onun hemen ardından gelen kar yağışı bu inancımızı bir nebzecik yaralamıştı. Ama her zaman olduğu gibi bilmeliyiz ki Allah'ın yarattığı düzene göre Sivas bile olsa şehrin adı en geç Nisan ayında gelecek bahar inşallah…

Biz çocukken çağlayı eriği kayısıyla ilişkili bilir ve iman ederdik, gurbette geçirdiğimiz yıllar içerisinde çağla deyince bizim aklımıza badem çağlası, erik deyince de bizim eskiden can erik dediğimiz gelmeye başladı. Ne tuhaf şu kültürler, birinin dediği diğerini tutmuyor. Ya da kültürel zenginlik dedikleri acaba bu mu, her şeye farklı isimler takma. İsim ve kültürler arasında ilişki olduğunu diller konusunu çalışırken de duymuştum gerçi. Çok derine girmeyelim efendim, geçenlerde bir markete daldım. Malum artık marketler manav vazifesi de görüyor, manavlar nereden geçim çıkaracaksa??? Uzaklardan çağla yazısını gördüm, yaklaştım, yaklaştım, o ne hakiki çağla, bizim çocukluğumuzda Ziya dedenin kayısı ağacından doyası yediğimize benzer çağla. Önceki yıllar pek göremediğim çağlayı görür görmez acaba tadı nasıldır diye kimselere sormadan bir ısırdım. Evet evet bu tam da Ziya dedenin kayısı ağacından toplanmış olmalı. Belleğim o ağacın söküldüğünü bana hatırlatana kadar acaba olabilir mi ki modunda git geller yaşadım. Sadece bir şey uymuyordu bizim kasabada henüz çağlalar olmuş olamazdı…

Bahar gelince neler yapmazdık ki eskiden, bağ ve bahçe işlerini saymazsak bolca dışarılarda gezinir, oyunlar oynar oynar bitiremezdik. Şimdiki çocuklara üzülüyorum. Bizim dışarılarda oynadığımız kadar içeride oynama imkanları yok, varsa yoksa televizyon ve internet. Fazla oynadıklarında ise gardiyan gibi onlara kızıyoruz, iyi ama bu çocuklar ne yapacak. Evimiz de eskiden olduğu gibi müstakil değil ki bırakalım çocukları çıksın oynasınlar. Bir teselli okul evimize yakın da en azından büyük oğlan okul bahçesinde top koşturuyor, belki de top onu koşturuyor… 

Biraz çocukları biraz da eşimle kendimi düşünerek hafta sonu eşime dedim ki kalk hazırlan doğa ile baş başa kalalım. Nasıl, nereye derken hazırlanmaya başladık bile. Uzun zamandır adını duyduğumuz ama bir Sivas'lı olmamıza rağmen görmediğimiz Paşa Fabrikası piknik alanını aramaya başladık. Aradık, sorduk, birilerinin peşine takıldık derken cenneti bulduk. İstanbul'da piknik yeri var burada neye yok diye söylenip oturuyordum ama paşa fabrikası bütün güzelliğiyle bize hoş geldin edince "ösür dilerim Sivas" demek zorunda kaldım. Valla memleketim diye demiyorum bu ne güzel piknik alanı böyle, inanın deniz olmadığı halde deniz manzarası olan yerlerden bile güzel. Maşallah suphanallah. Her bir taraftan şırıl şırıl akan sular, tertemiz bir hava, ata binen çocuklar, bütün kamelyaları dolduran hemşerilerim ve hayranlık içerisinde orayı temaşa eden bizler… güzelmiş be…

Girişten güzel kokular geliyor, açık hava ve yorgunluk nedeniyle acıkan bizler kokuyu takip ederek en az piknik alanı kadar güzel restorana geçiyoruz. İstiyoruz alabalıkları ve afiyetle ve şükürle yiyoruz. Çünkü nimete şükür onun devamını getirir inşallah. Yemek yerken sağa sola bakmaya devam ediyoruz. Girişte kule zannettiğimiz yerden ezan sesi yükseliyor, her bir taraftan camiye akın eden genç yaşlı, bay bayan epeyce bir insan. Gitmediğime hayıflanıyor ve inşallah bir dahakine diyerek çaylarla birlikte devam ediyoruz sofraya…

Valla ben Darende'nin ortamını da çok beğenmiştim ama inanın burasını daha çok beğendim. Bağrı açık bir alan olması mı, memleketim olması mı burayı bana sevdiren bilemiyorum ama kim yaptıysa eline sağlık güzel çalışma yapmış. Bu arada İstanbul köprülerini andıran asma köprü ve tren raylarını andıran yürüyüş parkuru ve adım başı yer alan spor alanları burayı iyice hoş bir hale getirmiş. 

Baharı Sivas'ta karşıladık, ümit ediyorum Gürün ve Suçatı hatta Sazcağızsuyunda da daha büyük güzellikler ile karşılar ve güzellikleri gördükçe daha fazla şükreder ve şükredenlerden oluruz inşallah. Bu arada bahar sadece çalışma ile değil aynı zamanda piknik ile de güzel, hatta daha güzel. Piknik sever dostlarla inşallah pikniklerde buluşur ve sohbetler ederiz. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil GÜRÜN

GÜRÜN Evvel bahar yaz ayları gelince
Açılır bahçede gülü GÜRÜNÜN
Hava bulanıpta yağmur yağınca
Her dereden çağlar seli GÜRÜN'ÜN.

Bülbül öter bahçesinde bağında
Boz koyunlar otlar yüce dağında
Lale sümbül kokar taze yağında
Ne güzel yayladır ili GÜRÜN'ÜN.

LAYİKİ söylüyor gürünün halin
Üst yanı incesu alt yanı telin
Hanım kızlar giyer ceketin şalın
İlden ile gider şanı GÜRÜN'ÜN 

MEHMET SEZAİ ALPAY





YEŞİL GÜRÜN Gürün"ün M.Ö. 2000 yıllarından daha evvel Hititler zamanında TEGEREMA adıyla anıldığını Şemsettin GÜNALTAY"ın eserlerinden biliyoruz. Gürün M.Ö. 63 yıllarında Bütün Anadolu ile birlikte Roma daha sonra da Bizans hakimiyetine girmiştir. Türklerin Anadolu hakimiyetiyle birlikte Gürün sırasıyla, Türkmenler, Oğuz Türkleri ve Yıldırım Beyazıt zamanında da Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 1830 yılında Subaşılık olan Gürün 1845 yılında Bucak, 1862 yılında da ilçe olmuştur. 
Coğrafi Konumu Gürün İlçesi Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu’nun kesiştiği önemli bir kavşak olup…

Sivas Fotoğrafları

Tarihi bir Sivas fotoğrafı

Zenginlikleriyle Sivasımız Lale, sümbül, mor menekşe ne de yakışır Sivas'a
Cumhuriyet'in temelleri Sivas'ta atıldı. (4 eylül kongre binası)
Sivas'ın büyüklüğüne yakışır bir takım SİVASSPOR

Resimler Sivas'ı anlatıyor.
Çifte Minareli Medrese (Selçuklu mimarisinin önemli örneklerinden birisi)

Şifalı balıklar, dünyada bir eşi var, oraya da balıklar Sivas'tan gitmiş.
Doğal Turkuaz renkli, dünya güzel GÖKPINAR gölümüz.

Eğri Köprü, doğrusu yapılamadığı için değil, bir amaca binaen böyle yapılmış.
Anadolu Aslanı veya namı diğer Kangal Köpeğimiz (Bizim köpeğimiz bile akıllı)
Sivas'ın gözbebeği CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ, 30.000'in üzerinde öğrencisi, 1.000'den fazla öğretim elemanı ile Sivas'ı her zaman daha ileriye taşıyacak kapasitede bir okul.
Her tarafından tarih fışkıran bir şehir Sivas
Şehirle özdeşleşmiş bir firma SİVAS TUR

Bu da uydu görüntüsü
Geceleyin Sivas
4 Eylül Sivas için Çok Önemli...
Çevre düzenlemesi her geçen gü…

Bir Cuma sabahı Gürün Halk Pazarında

Zihnimi zorladım en son ne zaman pazara sabahın köründe gitmiştim diye, fakat aklıma bile gelmedi. Çünkü ne ben ne de ailemden birileri yoğun olarak pazara bir ürün götürüp de satmaya çalışmadık. Belki de bazı denemelerimizin başarısız olması nedeniyle böyle bir yolu tercih ettik. Belki de ürettiklerimizin çoğunu tükettiğimiz için gerek kalmadı pazara gitmeye fakat herkes böyle değildi. Sabahın köründe amcalarımın birçoğu Gürün’e eskiden de giderdi hala da giderler.
Güneş say dağına çalmaya başladığında yolculuk başlardı traktörün köyümüze gelişinden sonra. Daha önceleri daha erken, sahur vakti gibi çıktıklarını anlatır büyüklerimiz. Her ne kadar tarım için uygun olmasa da coğrafyamız yokluğun gözü kör olsun para edebilecek ne varsa insanlar Gürün’ün çoğu zaman çok da şen olmayan pazarına götürür ve nasiplerini ararlar. Daha önce trafiği aksatmayan herhangi bir yere kurulan Pazar, Gürün belediyesinin son yıllarda yaptığı çalışmalarının bir sonucu olarak belli bir yerde kurulmaya başlan…