Ana içeriğe atla

Medyanın Gücü ve Sivas

Uzun zamandır aklımdaydı, bir etkinlik olsa da katılsam, şöyle bir kafayı dağıtsam, yeni şeyler işitsem diyordum. Başkalarının tecrübesinden kendi tecrübem adına bir şeyler kazansam. Bir baktım panolara tam da amatör bile olsa yıllardır bir kıyısında bulunduğum bir konuya dair bir konferans, hem de Cumhuriyet Üniversitemizde ve hem de ara ara da olsa yazılarını takip ettiğim, ulusal basının önemli simalarından birisi konferansı veriyor. O günü bekledim, o gün gelince de önce öğleden önceki dersimi görev bilinci ile en iyi şekilde anlatıp sonra da gittim konferansa. İyi ki de gitmişim, iyi ki de adamı dinlemişim. Tebrikler bana…


Önce kendisini tanıtarak, kimliğini ifade ederek ve "Kişi kimlik sahibi olmalı ve bu kimliğinden utanmamalı" diyerek sözlerine başladı. "Çoğu yerde dördüncü kuvvet olarak medya anılsa bile aslında diğer üç kuvveti de etkilediği için aslında birinci kuvvet medyadır" dedi. Medyanın bizleri nasıl yönlendirdiğini, bazı konular tekrar tekrar gözümüze sokarak, tekrarın gücü sayesinde bizi nasıl inandırdığını, bizi nasıl akıl yerine yönlendirmelerin yönettiğini anlattı. Basit çizgi filmlerinde bile saklı olan tehlikelere dikkat çekti. Zalime zalim diyemeyişimizden ve tirajların aslında ne kadar önemli olduğundan, yani nitelik ve nicelik olaylarından bahsetti, sadece bahsetmedi deliller sunarak dediklerinin doğru olduğunu bize ispat etti. Sözün bir yerinde yerel basından bahsetti ve maalesef birkaç şehir dışında yerel basının yeteri kadar güçlü olmadığından bahsetti. Üzülerek söyleyelim ki Sivas için yerel basın anlamında çok pozitif şeyler söylemedi. Belki de şehrin geri kalmışlığı basına da yansıyor. Yerel basının geri kalmışlığını da şehrin yöneticilerinin basını dikkate alıp almadığı noktasında inceledi. Güzel bir konferans oldu, ümit ediyorum ki konferansa katılan herkes bir şeyler kazanmıştır bu güzel konuşmadan. 


Medya, son zamanlarda sosyal medyanın da katkılarıyla daha da büyüdü muhakkak. Eskiden sadece gazete, dergi ve televizyonlarda bulunurdu yazarlar, şairler, eleştirmenler, yorumcular şimdi ise her yerde bulunuyor ve bilgisayar başına geçen herkes hem yazar, hem şair, hem eleştirmen, hem yorumcu belki daha da fazlası. Hakkında olumsuz yazılar yazılmış bir sanatçı geçenlerde diyor ki "herkes, bir şeyler yazmamalı". Özgürlük açısından sakıncalı olmakla birlikte meydandaki içerik bolluğuna bakınca insan bir miktar hak vermeden geçemiyor. Gerçi hangimiz hangimize "sen dur ben yazacağım" diyebilir ki böyle bir hakkımız ve yetkimiz de yok zaten. Her bir köşeden veciz ifadeler fışkırsa bile yapacak bir şey yok, insanların bundan usanmasını beklemek, insanların sosyal medya adabını öğrenmesini beklemek sanırım en makul olanı. 


Bu arada medya her şeye rağmen, kalite düşmesine rağmen gerçekten çok güçlü. Bu gücün farkında olanlar zaman zaman bu gücü kötü şekilde kullanmak meylinde olabiliyor. Belki basın tarihimizde bazı kötü örnekler yaşandığı için zaman zaman insanlar bu kötü örneklerden etkileniyor ve birbirine manşet üzerinden had bildirmeye çalışıyor ama bu olay bumerang gibidir genellikle döner yine sahibini bulur bir şekilde. Eleştirmek mutlaka önemli, "dost acı söyler" anlamındaki eleştiriye can kurban fakat "sırf muhalefet olsun" diye, "laf olsun" diye, "ne güzel laf sokuyor dedirmek için" de eleştiri ve muhalefet yapılmaz. 


Özellikle de Sivas gibi gelişmeye açık ve aç bir şehri kurtaracak formül KARDEŞLİKtir, MUHALEFET değil. Eğer medya olarak gücünüz varsa veya gücümüz varsa; insanları kırmadan, incitmeden ve birbirimizi severek Sivas'ın kalkınması için ortak çalışacağız. Sivas küçük bir yer o yüzden onu bir de sağ ve sol ayrımları ile Alevi ve Sünni ayrımları ile onu bölerek lütfen daha da küçültmeyelim. Birbirimizle GARDAŞ olabilirsek, bu gardaşlığı gerek medya da gerekse diğer alanlarda gösterebilirsek işte o zaman Sivas büyümeye başlar…


Hidayet Takcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil GÜRÜN

GÜRÜN Evvel bahar yaz ayları gelince
Açılır bahçede gülü GÜRÜNÜN
Hava bulanıpta yağmur yağınca
Her dereden çağlar seli GÜRÜN'ÜN.

Bülbül öter bahçesinde bağında
Boz koyunlar otlar yüce dağında
Lale sümbül kokar taze yağında
Ne güzel yayladır ili GÜRÜN'ÜN.

LAYİKİ söylüyor gürünün halin
Üst yanı incesu alt yanı telin
Hanım kızlar giyer ceketin şalın
İlden ile gider şanı GÜRÜN'ÜN 

MEHMET SEZAİ ALPAY





YEŞİL GÜRÜN Gürün"ün M.Ö. 2000 yıllarından daha evvel Hititler zamanında TEGEREMA adıyla anıldığını Şemsettin GÜNALTAY"ın eserlerinden biliyoruz. Gürün M.Ö. 63 yıllarında Bütün Anadolu ile birlikte Roma daha sonra da Bizans hakimiyetine girmiştir. Türklerin Anadolu hakimiyetiyle birlikte Gürün sırasıyla, Türkmenler, Oğuz Türkleri ve Yıldırım Beyazıt zamanında da Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 1830 yılında Subaşılık olan Gürün 1845 yılında Bucak, 1862 yılında da ilçe olmuştur. 
Coğrafi Konumu Gürün İlçesi Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu’nun kesiştiği önemli bir kavşak olup…

Sivas Fotoğrafları

Tarihi bir Sivas fotoğrafı

Zenginlikleriyle Sivasımız Lale, sümbül, mor menekşe ne de yakışır Sivas'a
Cumhuriyet'in temelleri Sivas'ta atıldı. (4 eylül kongre binası)
Sivas'ın büyüklüğüne yakışır bir takım SİVASSPOR

Resimler Sivas'ı anlatıyor.
Çifte Minareli Medrese (Selçuklu mimarisinin önemli örneklerinden birisi)

Şifalı balıklar, dünyada bir eşi var, oraya da balıklar Sivas'tan gitmiş.
Doğal Turkuaz renkli, dünya güzel GÖKPINAR gölümüz.

Eğri Köprü, doğrusu yapılamadığı için değil, bir amaca binaen böyle yapılmış.
Anadolu Aslanı veya namı diğer Kangal Köpeğimiz (Bizim köpeğimiz bile akıllı)
Sivas'ın gözbebeği CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ, 30.000'in üzerinde öğrencisi, 1.000'den fazla öğretim elemanı ile Sivas'ı her zaman daha ileriye taşıyacak kapasitede bir okul.
Her tarafından tarih fışkıran bir şehir Sivas
Şehirle özdeşleşmiş bir firma SİVAS TUR

Bu da uydu görüntüsü
Geceleyin Sivas
4 Eylül Sivas için Çok Önemli...
Çevre düzenlemesi her geçen gü…

Sivas'ı SİVASIN ÇOCUKLARI İLE BÜYÜTMEK

Hayata bakışım romantik değil gerçekçi olmuştur hep. Bununla birlikte bilirim ki gerçekçi olmak ile kötümser olmak karıştırılmaması gereken iki önemli olgudur. Evet, Sivas için de düşüncelerim böyle, romantik değilim ve umutlu bir gerçekçilikle bakıyorum Sivas’a. Kim ne derse desin umudum var bu şehirle ilgili. Umut sadece fakirin ekmeği değil bizim de can simidimiz Sivas için ve o umut hiç sönmeyecek inşallah.
1991 yılında bu şehirden ayrılırken de Sivas’tan ümitliydim, en azından bir gün dönmek adına. 1997 yılında mezun olup da çalışmak isterken de, 2002 yılında bir daha denerken de ve 2007 yılında... Derken 2011 yılında geri dönebildim ümidimin hiç bitmediği bu şehre. Sivas’tan ümidim olmasa hiç döner miydim hem de ülkemizin en iyi üniversitelerinden birini bırakarak.
Sevgili gençler ve değerli aileleri. Yine bir tercih dönemi yaklaşıyor. Sivas’ın zeki evlatları sizler yine Allah’ın izniyle çok yüksek puanlar alacak ve yine güzel yerleri tercih edeceksiniz muhakkak. Belki de ülke…