Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sivas Nasıl Kurtulur?

Başlığa bakıp ta yine Timur mu geldi demeyin ama sanki Timur daha geçenlerde buralara uğramış gibi Sivas birçok bakımdan harap durumda. Abarttığımı düşünmeyin gerçekten burada bir şeyler yolunda gitmiyor. Hani küllerinden doğmak diye bir tabir vardır ya insan Sivas’taki hareketsizliğini görünce bu şehrin külleri de mi göç etti diye düşünesi geliyor.
Hani böyle ümit kaybettirici şeyleri yazmayı sevmem, hep bardağın dolu tarafına bakarım astigmat gözlerimle ama bu sefer boş tarafa ilişti gözüm. Belki de Sivas’ı her zaman iyi göstermenin Sivas’a faydasının olacağını düşünmediğim için böyle yazıyorum.
Aslında ülkemizin değil dünyanın birçok yerinde en az bir Sivaslı görürsünüz, enteresandır geçenlerde, yanılmıyorsam Grönland ile ilgili bir belgeseli gösterirken televizyon orada yaşayan bir türk aileyi anlatmaya başladı. İnanılır gibi değil ama o bile Sivaslı bir aile çıktı. Birçok kereler basında çıkan bir bilgi İstanbul’da en çok Sivaslı olduğu hatta kimileri İstanbul’daki Sivaslılara…

Medyanın Gücü ve Sivas

Uzun zamandır aklımdaydı, bir etkinlik olsa da katılsam, şöyle bir kafayı dağıtsam, yeni şeyler işitsem diyordum. Başkalarının tecrübesinden kendi tecrübem adına bir şeyler kazansam. Bir baktım panolara tam da amatör bile olsa yıllardır bir kıyısında bulunduğum bir konuya dair bir konferans, hem de Cumhuriyet Üniversitemizde ve hem de ara ara da olsa yazılarını takip ettiğim, ulusal basının önemli simalarından birisi konferansı veriyor. O günü bekledim, o gün gelince de önce öğleden önceki dersimi görev bilinci ile en iyi şekilde anlatıp sonra da gittim konferansa. İyi ki de gitmişim, iyi ki de adamı dinlemişim. Tebrikler bana…


Önce kendisini tanıtarak, kimliğini ifade ederek ve "Kişi kimlik sahibi olmalı ve bu kimliğinden utanmamalı" diyerek sözlerine başladı. "Çoğu yerde dördüncü kuvvet olarak medya anılsa bile aslında diğer üç kuvveti de etkilediği için aslında birinci kuvvet medyadır" dedi. Medyanın bizleri nasıl yönlendirdiğini, bazı konular tekrar tekrar gözüm…

Sivas'ta Bahar

Çetin geçen bir kışın ardından bir bahar daha geldi alına, salına ve nazlana nazlana. Baharın geleceğine cami avlusunda ötüşen kuşları ilk gördüğümüzde de inanmıştık ama onun hemen ardından gelen kar yağışı bu inancımızı bir nebzecik yaralamıştı. Ama her zaman olduğu gibi bilmeliyiz ki Allah'ın yarattığı düzene göre Sivas bile olsa şehrin adı en geç Nisan ayında gelecek bahar inşallah…

Biz çocukken çağlayı eriği kayısıyla ilişkili bilir ve iman ederdik, gurbette geçirdiğimiz yıllar içerisinde çağla deyince bizim aklımıza badem çağlası, erik deyince de bizim eskiden can erik dediğimiz gelmeye başladı. Ne tuhaf şu kültürler, birinin dediği diğerini tutmuyor. Ya da kültürel zenginlik dedikleri acaba bu mu, her şeye farklı isimler takma. İsim ve kültürler arasında ilişki olduğunu diller konusunu çalışırken de duymuştum gerçi. Çok derine girmeyelim efendim, geçenlerde bir markete daldım. Malum artık marketler manav vazifesi de görüyor, manavlar nereden geçim çıkaracaksa??? Uzaklardan ça…

Neden Hep Geri Kalır Zaten Geri Kalmış Bölgeler

Birileri bölünürken bile büyür, diğerleri ise bir türlü başaramaz bir olmayı…


Bölünerek çoğalma ve bölünerek büyümenin sanırım en güzel örneği insanın yaratılışında kendini gösterir. Klasik bilgilerimize muhalif gibi görünse de böylesi bir büyüme şekli gün gibi aşikar ve ortadadır vakıa. Hücreler bölünür bölünmesine ama sonra birleşmek için, hücreler bölünür bölünmesine ama daha iyi büyüyebilmek ve vakti geldiğinde bir olabilmek için…


Bu durum neye benziyor biliyor musunuz, bir bütün olan bizlerin, yani yöre insanının telin içinde bile birçok parçaya bölünmesine ve böylece büyümeye çalışmasına. Acaba bölündükten sonra birleşebiliyor ve gerçekten her bölünme sonunda bir araya yeniden gelebiliyor muyuz. Gürün'deki kardeşlerimizle, Sivas'taki kardeşlerimizle ne kadar başarabiliyoruz bir olmayı, kardeş olmayı, daha doğrusu Gardaş olmanın hakkını ne kadar verebiliyoruz. 


Zaman zaman yerel medyaya bakınca görüyoruz ki aslında değerli kalemler var ortalıkta, hatta fışkıran bir ruh. Faka…