Kayıtlar

Sivas’ın sorunu yoksa bu mudur?

Yolunda giden şeylerin takdiri zaten birçok yerde yapıldığı hatta abartılarak yapıldığı için bazı yerlerde de yolunda gitmeyen şeyler ortaya konmalı ve çözüm için vara tavsiyeler getirilmeli diye düşünüyorum. Yaman şekilde yapmış olduğumuz bilimsel hakemliklerin bunda etkisi var mıdır bilemiyorum fakat yazılım mühendisliği süreçlerinde kalite için de hata bulmak birinci sırada yer alıyor. Demek ki daha kaliteli bir sistem veya daha iyi bir yaşam için var olan hataları bulmak elzem derecesinde önemli.
Delinin zoruna bak demeden ne olur bir sefer de dinlemeyi ve yazıyı sonuna kadar okumayı deneyin. Ne geldiyse başımıza okumamaktan gelmedi mi. Biraz da okumayı deneyelim. Hatta bizim gibi amatör yazarları bile okumayı deneyin ve olur ki bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterdiği gibi belki bizler de bir iki doğru kelam etmiş olabiliriz.
Sorun ne diyorduk değil mi? Hatta öyle demiyorduk Sivas’ın sorunu nedir diyorduk. Sorun çok olduğuna göre biraz daha derinlere inerek ya sorunlard…

Heyecan var mı?

Kastım geçici heyecanlar değil, insanları hangi yaşta olursa olsun hayata bağlayan heyecanlar, o var mı işte? O varsa gerisi gelir zaten. O varsa memleket düzelir zaten, şehir kalkınır zaten, başarı yakındır öyleyse...
Her yaz mevsiminde değil Sivas köylerinin bile nüfusu üç beş katına çıkınca insan bir şey olacak diye bekliyor. Gurbetten gelenler bir heyecan getirecek şehre. Arkasından planlar, projeler ve daha neler neler, ama gel gör ki onlar bizden heyecansız, onlar bizden yorgun. Heyecan danecikleri olanlar da yok değil ama hem sayıca azlar hem de içerik yetersiz. Sanırım bir yerde yanılıyoruz. Biz yerliler onlardan heyecan bekliyoruz, onlar ise memlekete dinlenmeye, kafa dinlemeye geliyorlar. O yüzden de sanırım yapılan faaliyetlerin en ciddisi piknikler olabiliyor. Bir de kaldıysa festivaller filan...
Aslında hiçbir şey yapılmıyor değil bu şehirde ama ya yapanlar isteksiz ya da yaptıklarından haberdar etmek bile istemiyorlar kimseyi. Bir öğrencim anlatıyor “bir arkadaşım babasıyl…

Sivas'ı Sivas'ta büyütmek

Öğrencilerimden biri diyor ki; "Hocam Sivas'ı dışarıda öyle güzel tanıtmışsınız ki buraya gelene kadar Sivas'ı çok gelişmiş bir şehir zannediyordum, o yüzden de burayı tercih ettim". Eve çocuk haklı, gerçekten de Sivas'ı Sivas'a gurbet birçok Sivaslı gayet güzel şekilde tanıtıyor, reklamını çok güzel yapıyor amaaaaa... Sivas'ı geliştirmek noktasında sanırım herkes sınıfta kalıyor. 
Reklama sözüm yok, markaların oluşmasında reklam çok önemli ama reklamı yapılan ürünün iyileştirilmesi reklamın gücüne güç katacaktır. Örneğin reklam ile gelen öğrencinin kendisinin de Sivas'la ilgili iyi yönde reklam yapabilmesi için bu şehri anlatılandan daha fazla beğenmeli değil mi.
Sivas'a özlemle bağlı olana da Sivas'ta yaşayana da Sivas merkezde oturana da Sivas'ın ilçelerinden olana da ayrı ayrı görevler düşüyor. Çalışacağız hem de her alanda. Sanayisi için çalışacağız, eğitimi için çalışacağız, turizmi için çalışacağız, boş durmadan ve devamlı çalışaca…

Kadim bir medeniyete soğukkanlı duruş yakışır

Kale gibi deriz metanetli insanlara. Kale, kuvvetli taşların birbirine en bariz şekilde kenetlendiği yapıların belki en somut örneklerinden biridir. Taş kuvvetli olacak ama tek başına yetmez bir de üstüne üstelik diğer kuvvetli taşlarla bir arada bir kompozisyon oluşturacak. Oluşturacak ki medeniyetleri temsil etsin, oluşturacak ki kolay kolay yıkılmasın irili ufaklı saldırılarda.
Son dönemde zihinleri darmadağın edilen insanlar olarak ne de çok ihtiyacımız var, temkinli, tedbirli ve soğukkanlı duruşa. Ne de çok ihtiyacımız var boğazın kırk boğum olduğunu hatırlamaya. Ne de uzun zamandır düşünülmeden edilmiş lafları dinliyoruz, kulaklarımız yırtılırcasına. Kulakların yırtılması demişken son dönem de ne de çok kulakla ilgili şeyler gündemimizde. Telekulaklar, dinlenenler, dinlenenin verdiği frikikler ve dinlemenin ahlaksızlığı, yasa dışılığı v.s.   
Evet, birileri zihnimizi dilediği gibi şekillendirmek istiyor, o birilerinin kim olduğunun önemi yok, çünkü bunu herkes yapmaya başladı. Tam…

Kavramlarla Sivas

Her şehir bir veya birçok özelliği ile akla gelir veya bir veya birkaç özellik o şehre yapışır. 40 yıllık Sivaslı olarak ben de bu özellikleri elimden geldiği kadar yazmaya çalışacağım. Nedir o kavram veya isimler gelin birlikte bakalım.

GARDAŞ (kardeş anlamında kullanılır)YİĞİDO (yiğidin harman olduğu şehrimizde yiğit insanı tarif için kullanılır, her Sivaslı bir yiğidodur)4 EYLÜL (cumhuriyetin temellerinin atıldığı tarih)SİVAS KONGRESİ (cumhuriyetin temellerinin atıldığı toplantı)MADIMAK (hem bir yiyeceğin adı hem de çok hatırlamak istemediğimiz bir olayın gerçekleştiği otelin adı)SİVAS KÖFTESİ (marka haline gelmiş, meşhur yiyeceklerimizden birisi)ABDULVAHABİ GAZİ (peygamber efendimizin sancaktarlarından, sivasta medfun mübarek kişi)YUKARI TEKKE (sivas'ın en büyük mezarlık alanı)ÇİFTE MİNARE (selçuklu döneminden kalma tarihi yapı)GÖK MEDRESE (tarihi yapılardan ikinci en çok bilineni)BURUCİYE ve ŞİFAİYE MEDRESESİ (eskinin iki eğitim kurumu)SİVAS KALESİULU CAMİ (sivas'ın sembol…

KIŞ MI GELDİ NE?

Başka yerlere sonbahar geldi ise Sivas’a kış gelmiştir. İnanmayan akşamüstü ceketsiz çıksın da anlasın ne demek istediğimi. Yine bir yerlerden esiyor ayaz mı ayaz bir rüzgâr, açık yerlerinizi donduruyor adeta. Yaylamızda soba yanmaya bile başlamış yer yer, haksız da sayılmaz sobayı evin içine alanlar…
Evet, kış demek soğuk demek ama sadece soğuk değil, aynı zamanda sıcak sohbetler, fırına atılmış patates, soba üstünde demini almakta olan çay ve çayla birlikte demlenen sohbetler, tatlı mı tatlı, uzun mu uzun. Eğer sobanın yanında kediniz yoksa siz uzanın derim, öyle sıcaktır ki oralar.
Her ne kadar ilk iki paragrafta iyice kışı getirsem bile yok sayamayacağımız bir güz mevsimi var önümüzde. Daha elmaları dökeceğiz, cevizi hiç sormayın. Ellerimizi zenci kardeşlerimizin eli gibi yapacak. Taze iken tüketin derim cevizi, kurumadan önce mutlaka doyası yiyin. Eğer ceviziniz yoksa Gürün’lü dostlarınızdan isteyin J Övünmek gibi olmasın Sivas’ın iyi cevizleri Gürün’ümüzde yetişir.
Yakında daha b…

Bir Cuma sabahı Gürün Halk Pazarında

Zihnimi zorladım en son ne zaman pazara sabahın köründe gitmiştim diye, fakat aklıma bile gelmedi. Çünkü ne ben ne de ailemden birileri yoğun olarak pazara bir ürün götürüp de satmaya çalışmadık. Belki de bazı denemelerimizin başarısız olması nedeniyle böyle bir yolu tercih ettik. Belki de ürettiklerimizin çoğunu tükettiğimiz için gerek kalmadı pazara gitmeye fakat herkes böyle değildi. Sabahın köründe amcalarımın birçoğu Gürün’e eskiden de giderdi hala da giderler.
Güneş say dağına çalmaya başladığında yolculuk başlardı traktörün köyümüze gelişinden sonra. Daha önceleri daha erken, sahur vakti gibi çıktıklarını anlatır büyüklerimiz. Her ne kadar tarım için uygun olmasa da coğrafyamız yokluğun gözü kör olsun para edebilecek ne varsa insanlar Gürün’ün çoğu zaman çok da şen olmayan pazarına götürür ve nasiplerini ararlar. Daha önce trafiği aksatmayan herhangi bir yere kurulan Pazar, Gürün belediyesinin son yıllarda yaptığı çalışmalarının bir sonucu olarak belli bir yerde kurulmaya başlan…